geçen yıl tam da bu gece bu saatler canıma tak etmiş gereksiz, önemsiz bir konu canımı sıkmış can dostum dediğim insanın kucağında hüngür hüngür ağlıyordum sabahına ciğerimin delineceğini şu hayatta tadabileceğim en büyük acılardan birini tadacağımın farkında olmadan... dünyevi konularla yürüdüm gittim her gün yürüdüğüm yollardan yine gereksiz, yine önemsiz konulara kaygılanarak. ardından yersiz vakitte ısrarla çalan normal bir vakit olsa mutlaka çıkıp açacağım ama açmamaya ısrarla direndiğim o arama. açtığımda dünyamın tek cümleyle başıma yıkılacağını bilsem mümkün değil açmazdım, aç(a)mazdım...
hiçbir anım yok usumda o ana dair... sonrasına dair... "sakın!" diye haykırdığımı hatırlıyorum sadece... hayal meyal "yalan de n'olur" diye haykırışlarımı. daha dün gibi acısı da hissettirdiği de ama üzerinden tam 365 gün geçti... yarın bu vakitlere yola çıkmış olacağım üzerine toprak atmak için ayaklarım yeryüzüne çivilenmiş vaziyette. nasıl gittim 800 kilometre yolu bir tanrı, bir de otobüsün sürekli kafamla rahatsız olduğu camı bilir. ben bile bilmiyorum, bilsem gidemezdim de kesin. ayaklarımın emrine uyardım yüreğimin değil...
ah dede, bu hayatta "keşke" demekten nefret eden o torununa öyle büyük keşke bıraktın ki... "keşke o gereksiz konularla aklımın tadını kaçırmamayı daha erken öğrenebilseydim de tadım kaçık diye 'yarın ararım ya' fikrini geçirmeseydim aklımdan. bana birçok şey öğrettin bu hayatta: mangal yakmayı, araba yıkamayı, odun kesmeyi, balta tutmayı, karadenizin o eğreltisinde yürümeyi, hayatta eksik kalmamayı ve daha niceleri... ama...
ama son verdiğin dersin bedelinin bu denli ağır olacağını tahayyül edemezdim...
"bugünün önemi..."
hayatımın geri kalanında asla çıkarmadım aklımdan bugünün önemini, kendimi bıraktığım, dünyevi acılarla boğuştuğum anlarda bile bugünü bırakmadım ardımda yarına. yarının bana kavuşamayacağı bilincindeyim artık.
dünyanın belki de en basit öğretisinin bedeli neden bu kadar ağır? insan olmanın, bu dünyada sik gibi ya da mükemmel fark etmeksizin bir hayat yaşamanın getirisi bu mudur gerçekten?
sen inançlı bir adamsın dede, senin hatırın için bu gece tanrıya isyan etmiyorum. isyan değil bunlar kafamda 365 gündür öteye, köşeye itelediğim ama bu gece baktığım her yerde gördüğüm sorular...
keşke ben 6 yaşındaki o aptal çocuk sen de dizlerine yattığımda saçlarımı okşayan o genç, dinç -6 yaşındaki ebrunun gözündeki ölümsüz- insan olsan...
saçlarımı okşayıp koca göbeğinle bana sarılmanı öyle çok özledim ki... sana sözlerimi tutacağım, şimdilik beklediğin mektupları yazamıyorum, elbet yazacağım...
özlemin hep baki...
"yine sabah oldu ve gözlerime uyku uğramadı
keşke uyusaydım, rüyamda seni görseydim
hüzün başağı filizlenmiş kalbimde
tane tane çoğalıyor, yürek nasıl baş edece bu hüzünle"
*sara naeini-jaane maryam
https://music.youtube.com/watch?v=lEuwnFwYQ_Y&si=Ldr2DFb78xXhC9gM
191023 222, gümrah.
