Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

yeniden

  bugünlere düşünmeden edemediğim bir konu var "yeniden yaşamaya başlamak." son zamanlarda çabaladığım yegane şey buydu, yeniden yeniden yeniden. oysa ki izin vermiyorum kendime yeniden başlamak için. ne zaman koyversem kendimi hayatın kollarına içimde birileri tutuyor, izin vermiyor. ve tam da bugün tüm bunları bazı şeyleri atlatamadığım için yaşadığımı düşünürken bugün tam tersine atlattığımı ve tam da bu sebeple yaşadığımı fark ettim... "sorun sende değil 'bebeyim' bende"nin vücut bulmuş haline dönmek üzereyken bu aydınlanmayı yaşamak beni mutlu etti. içimle de bi' anlaşma yaptık ne koyvereceğim kendimi ne de delicesine tutacağım, her zamanki insan olup duygularımı çatır çutur tüm dünyaya inat yaşayacağım. hala daha bir şeyler hissedebildiğim için mutlu olmalıyım üstelik. sobada elini yakarsan tekrar elini sobaya sürmekten çekinirsin, "sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer..." ve niceleri. boş tüm bunlar eyyy içim! düştüysek de kalkarız da...

pişmanlık ve çileler- sezai karakoç

rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür bir odun parçası aydınlatır ocağı annesi ateşin içinde hür rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür yağmurlar sırtlarıyla sırtım arsındadır şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın kalbimi bin parçaya böldü divane sır sesi geliyor sesi, günahkar çocuklarım şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır benim boyum ufak onun da ufaktı kıvırcık saçlarından öpmediğim için onu onun bu ocakta yanan toprağı her gece rüyamda avuçlarımı yaktı benim boyum ufak onun da ufaktı benim gözlerim yeşildir onun kara ben günah kadar beyazım o tevbe kadar kara annesinin başı elleri arasında parmağında aydınlık günlerde kalma yüzük bir fotoğraf asılıdır duvarda aynaya, geceye, maziye dönük annesinin başı elleri o bir tüfeğin burnu havadadır ateş almak üzeredir mermisiz ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım siz beni ne anlarsınız... siz... bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz bir saman çöpüne tutunmuş kızların eteğini ben çektim neyleyim göğsümü karacadağ/'ın sert...

oscar wilde yalnız sıkıcı insanlar kahvaltıda parıldar kitabından alıntılar ve karalama

“düşünmek dünyanın en sağlıksız işidir ve insanlar tıpkı diğer nedenlerden öldükleri gibi düşünmekten de ölebilir." *şu an dilimize de geçmek üzere olan gençlerin boooolca kullandığı "overthinking" görüldüğü gibi çağımızın bir sorunu değil, yüzyıllarca kimilerini intihara sürüklemiş kimilerini delirtmiş? olan bu illet zannımca insanlığın kara bulutu, kırılamaz kara lanetidir... düşünmemeyi öğrenebildiğimiz günlere diyelim... "çağlara tamamen sanat aracılığıyla dönüp bakarız ve bereket versin ki sanat bir kez bile bize doğruyu söylememiştir." "hoşlandığım tüm cazip insanlar şımarık. cazibelerinin sırrı bu." "insan en az kendisini anlattığı zamanlarda kendisi olur. ona bir maske verin, işte o zaman size tüm gerçeği anlatacaktır." *şu kısacık ömrümde öğrendiğim bir şey var o da şudur: birisi size kendisinden bol bol bahsediyorsa olduğu kişiyi değil olmak istediği kişiyi anlatıyordur. kendi meselesini halletmiş birinin size kendisini anlatmasına...

kadercilik

hayat bazen böyledir demeyi öğrenebilmek gerekiyor çünkü arkadaşım, gerçekten hayat bazen böyledir, ara sıra kadercilik oynamak çok da kötü olamaz! *gümrah, 20622, 2311

arthur schopenhauer mutlu olma sanatı'ndan alıntılar

"neşeli bir mizaç, mutlu bir ruh hali. bunu acı ve sevinç kapasitesi belirler. beden sağlığı ve iç huzuru; anlayışlı olmak mutluluğun ana parçasıdır. düşünmemekte hoş bir hayat vardır." hayat kuralı no1 aklı başında olan kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir. hayat kuralı no2 kıskançlıktan kaçınmak: 'nunquam felix eris, dum te torquebit felicior. (başkasının mutlu olması seni rahatsız ediyorsa asla mutlu olamazsın)' 'cum cogitaveris quot te antecedant, respice quot sequantur. (önünde ne çok kimsenin olduğunu görürsen ne çok kimsenin de arkanda olduğunu düşün.)'  hiçbir şey kıskançlık kadar uzlaşmasız ve acımasız değildir. hayat kuralı no3 edinilmiş karakter bir şey'i tutup ona sahip olmak istediğimizde hayattaki sayısız başka şeyden feragat ederek bunların sağından ve solundan geçip gitmek zorunda kalırız. karar veremez de yanlarından geçip giderken bizi cezbeden her şeye panayıra gelen çocuklar gibi el atarsak, o zaman bu tersine bir çaba, yani...

kendime uzun bi' dipnot

  bazı şeyler gelip geçici olabilir bazı şeyler ise kalıcı olabilir, kalıcı ya da geçici olacağına o "şey"lerin ta kendisi karar verir. o sebeple kendime bir dipnot, bir şey gidiyorsa bırak gitsin. kalıyorsa da kalsın. ne gitsin diye ne de kalsın diye savaş ver. çünkü hangisi için savaş verirsen ver o "şey"in istediği olacak günün sonunda.. sense verdiğin o anlamlı anlamsız mücadelenle kalakalacaksın ortada.  bazen bazı şeylerin gitmesi daha iyidir, kaldıklarından daha fazla mutlu ederler...  bazen bazı şeylerin kalması daha iyidir, gitmelerinden daha fazla mutlu eder kalışları... bazense... bazenler artabilir ancak sonuç her zaman aynı, gün sonunda buraya kendi kendine saçmalıyorsun o sebeple direksiyonu her zaman gevşek tut daha da iyi kontrol edersin. bir şeylere sıkısıkıya sarılmak her zaman doğru değildir, sana kalıcı hasarlar bırakan kazalar yaptırabilir.  *17622,0100

beynime karşı

her şey bir gün bitiyo' ise neden bu kadar takılıyoruz? *beynimde sürekli dönüp duran düşüncelere karşı* 15622,0048

gitmekten vazgeçmedi

*  neçe dedim ol sanemga barmagın kılmadı ol terk ahir barmagın munça kim hod-raylık körgüzdi ol ‘akl hayret kıldı tişlep barmagın *”o sevgiliye kaç kere gitme dedim.  o asla gitmekten vazgeçmedi.  onun bunca bencillik göstermesine (insan) parmağını ısırıp akıl hayret etti.” nevayi’den rubailer

gönlümü çıkarın ve yüz parça edin

*köksümni cefa tigı bile yare kılın könlümni çıkarım dagı yüz pare kılın her paresini bir sarı avare kılın ‘ışkım otıga bu nev’ ile çare kılın *”göğsümü cefa oku ile yaralayın, gönlümü çıkarın ve yüz parça edin, her parçasını bir tarafa atın, aşkımın ateşine bu yolla çare bulun” nevayi’den rubai

benim kırıklarım?

  sevdiğim bütün kadınların kalbi kırık, hepsini ellerim kesile kesile topladım öpe öpe iyi ettim… gözyaşlarımla yamaladım, peki benim kırıklarım? 13622,2319

gümrah

  yanlış yerdeyim. kulağımda “kalbenden yara” şarkısının “tanıdık bir yerde bul beni” dizesiyle kendimi bulmaya çalışıyorum.. kimsesiz, tek başıma, kendimle! 10622,0033

çirkinlerin içinde

  bugün hayat başka bi’ güldü bana, tüm çirkinliklerin içinden.. 8622, 0015 

sevgili rüyalarım

  rüyalar rüyalar rüyalar!!!! zihnimin dinlenmesine bi’ saniyecik izin verir misiniz?? lütfennn... en azından bu gecelik... 5622*