Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ağustos ayı izlenenler ve okunanlar

  ağustos ayı izlenen ve okunanlar* * bu ay neler yaptım? 10 film izledim, dexter ve modern kadın'ın yeni bölümlerini izledim. + wednesday dizisinin ikinci sezonunun ilk yarısını izledim ve sonsuzluk yolcusu adlı ispanyol dizisini izledim. ağustos ayının ilk yarısına 3 güzel kitap sığdırdım. izlenenler filmler 1. oldboy 7/10 abi tamam hikâye gerçekten iyi işlenmiş, kurgu vs. de güzel. sonuna dek gizemini de koruyor olaylar buna da aferin AMA O HİKÂYE NEDİR YA??!! bu çekiklerin ne kadar pis zihinleri var ya iğrennç pislikler. yani adamın şeref yoksunu olduğu en başında kadına ilk fırsatta tecavüz etmeye kalkışmasından belliydi zaten de insan hikayenin (ki bundan dolayı iyi işlenmiş kurgu var diyorum.) akışına kaptırıyor kendini. yani hapishane sahnelerinde zaten o hipnozcu kadının açıklanmaması açıklanacağı ana kadar bi kafamı karıştırdı açıklandığında da o kadar şaşırmadım ki bir boklar döndüğüne  bu konuyu açıklamayı son sahnelere kadar bıraktıkları için ama bir o kadar da mi...

tadı nası acaba?

içim dışıma çıkana dek ağlamaya ihtiyacım var ancak içimin içimde kalması gerekli. sessizlikte kavrulmak istiyorum, kafamı bir kez olsun dinle(yebil)mek istiyorum. zihnimdeki sesleri susturmaktan nasıl hissettiğime dair hiçbir fikrim yok çoğunlukla. avazım çıktığı kadar bağırırken ıssızca yaşamak istiyorum. tadı nasıl acaba? temiz bir zihnin...  298252338, gümrah  
 geçimsizim bugünlerde

jale demirdöğen-kabul'den alıntılar

kabul'den öncelikle kitabın ilk sayfalarında bu kitaba dair umutlarımı yeşerten ve merak duygumu, okuma isteğimi körükleyen birinci perde başlıklı ana bölümden bir alıntı yaparak başlamak isterim... zaten kitap boyu bu cümleyi unutamıyor insan ve kitabı da bu cümleyle bitiriyor: " ... önce sonrasızlığı sonra da öncesizliği seçmiş olmak..." (s. 21) buradan sonrası artık anlatıcıdan yani suçluluk duygusunun ağzından: "... Kendilerini keşfedememiş, huzura erişememiş ve anlamı içlerinde değil de dışarıda arayan insanlar hep birbirlerinin yerinde olmak isterler. Gözleri hep diğerindedir onların. Daima bir arayış içinde oldukları için bir türlü bulundukları yere ait hissedemezler. Neye ihtiyaçları varsa, ona sahip olduğunu düşündükleri kişilere imrenir, onların varlığını gözlerinde büyüterek, sahip oldukları meziyetleri ve dolayısıyla da kendilerini küçümserler. Kendilerinde olmadığını düşündükleri o şey her ne ise, onun yokluğu büyüdükçe büyür, kendilerine ait olanlarsa ...