izlenenler
filmler
tatsız bir intikam hikâyesi. yer yer çok kızıyoruz başrole ama çekim açıları mütüş.
4. in the shadow of the moon 7/10
hikâye çok kalp kırıcı be... distopik bir kıyamet senaryosu(?) diyebilir miyiz emin değilim ama ayrıntılarla cevaplar almamız çoksel. ben sevim bu filmi.
5. pain hustlers 6/10
paranın boka çeviremeyeceği bi insan yok herhalde.
6. the witch 7/10
lucifer'ı keçi olarak görmeyi beklemesem de dönem filmlerini psikolojik gerilim-gizem türüyle izlemeye bayılıyorum. filmden bir şeyler alabilmek için filmi sabırla okumak gerekiyor. çünkü sonunda ne boş şey izledim ben şimdi dememenin öncülü bu.
7. run 6/10
bir ana evladı için neler yapabilir? bir kırık hayatını nasıl idame ettirebilir? bir evlat anasına nasıl toz kondurabilir? gerilimi keyifliydi. kısmen beklendik ama puşt gülümsetmesi takındırması da ayrı bir şey.
9. 47 meters down: uncaged 7/10
hocam bitmiyor, bitti diyorsun bitmiyor. ben bu köpke balıklarından acayip korkuyorum. o sebeple izlerken de sürekli zıp zıp zıplıyorum. ben gayet korktum.
10. dark water 5/10
bacım nası fark etmezsin oranın akıttığını ya??? neyse mütüş oynamışsın da filmi kurtarmışsın. hikaye iiydi sadece daha ii işlenebilirdi.
11. prisoners 7/10
bir noktadan sonra filmin verdiği ipuçlarıyla tahmin edebiliyorsunuz kızları kimin kaçırdığını ona rağmen sonunu beklettiriyor. nitekim herkes son sahneye 2 dakika daha çekemez miydiniz demiş ama adam duydu zaten hocam zaten sonuç belli gidecek kurtaracak. bunun yanı sıra tek eleştirim jake'in karakterine, her şeyi biliyom havalarında sakin ol diyip duruyo bi bok bildiği de yok. her şeye tesadüfi ulaşıyo neredeyse, daha zeki işlensin isterdim.
12. the finest hours 6/10
işledikleri aşk hikâyesine gerek var mıydı diye düşündüren yapım... broo aksiyon filminde bize aksiyon yaşat aşk değil... yani ana konuyu aşka bağlamalarından ötürü güzelim film biraz hiç edilmiş daha ii çekilebilseydi döneminin en iyilerinden biri olarak anılacağına eminim.
13. breakdown 7/10
the finest hours'da bahsettiğim aksiyonu görmek buydu işte. bu filmde de aşk yok mu?? var bacım ama biz sadece aksiyonu yaşadık aşkı da son 30 sn yaşadık bitti. filmi izlerken acayip gerildim amerika yer yer gerçekten çok korkunç olabiliyor hiçliğin ortasında bir yer resmen filmin işlendiği alan... ve böylelerinin var olma potansiyeli de ayrı geriyor. aksiyonlu kısımlar elbette ki sinematografik russell abimizin tırda ordan oraya atlaması falan ama dolayın gerçek olma potansiyeli tüyler ürpertiyor...
14. the accountant 2 7/10
devam filmleri genelde boka sarar ama bunda kesinlikle bu durum yok... aksiyonu, hikaye işlenişi vs. müthiş bir nokta koyuştu.
15. the girl on the train 6/10
tabii ki şaşırtan son hikayeyi sırtlamış götürmüş, bence emily blunt döktürmüş de bu arada o olmasa ne olurdu bilemiyorum ama çok yavaş işlenmiş bir hikaye daha kısa tutulsa gerilimi ve gizemi daha da derinlerde hisseder bi noktada izlerken ipuçlarını yakalayıp filmi daha zevkle çözmeye çalışabilirdik..
16. mother! 6/10
tanrı ve doğa ana... müthiş bir sembolizm hakim filme anlamak için durup düşünmek gerekiyor her sahnesinde apayrı bir alt metin mevcut tam bir sanat filmi, jennifer'la birlikte izleyicinin de kafa hep karışık ve anlamıyor, bu yönden rahatsız ediciliği top düzeyde, hayat gibi.
17. the empty man 6/10
filmi izlerken bir 'hurafe'ye çekiyor izleyiciyi ama film bu hurafeyi açıklamaya çalıştıkça daha fazla soru işaretlerine sebep olmuş diyebiliriz. hikayede bazı şeyler oturmamış gibi sanki. belki ikinci bir film yapıp açıklasalar harika olur. yani mesela empty man neden öldürüyor? ya da beynine sızdıklarını neden intihara sürükletiyor? ya da yine beynine sızdıklarından tarikatına girenleri neden öldürmüyor/intihara sürükletmiyor? bla bla... film bu açılardan birçok soru işaretine sahip özellikle başrolün hikâyesine gelirsek, sonunda öğrendiğimiz bilgiler ışığında bir uydurma hayatı yaşadığına inanıyor olabilir mi? savaşırken bir anda nasıl teslim olabildi?? gerçekten çok fazla soru var rahatsız oldum. ama başrol müthiş, döktürmüş.. hikâyeyi yaşayanın gerçek kafa karışıklığını, duyguların falan derinden hissettim cidden. HA SON OLARAK YANİ DÜNYA ÜZERİNDE HEMEN HEMEN HERKESİN YAPACAĞI BİR HAREKET OLAN ŞİŞEYE ÜFLEME ÜZERİNDEN BÖYLE Bİ HİKÂYE UYDURMALARI DA AYRI TIRSITICI HİSSETTİRİYOR.
diziler
allahımmm new blood serisinden sonra özlediğimiz o dexter....... i'm fucking dexter morgan'ı henüz duyamasak da to night's the night'ı duyduk :)
2. modern kadın (season 1 episode 1-7)
sonunda türkler de 20 dakikalık kaliteli sitcomlar çekmeye başladı. şükür rabbiişkommm. üstelik unpopüler bir sanatçıyla buna da şükür rabbişkoooomm gına gelmişti her yerde aynı yüzleri görmekten türk yapımı dizi izleyemez olmuştuk
3. nine perfect strangers (season 2) 6/10
ilk sezonun tadı başkaydı tabii ama ilk sezondaki soru işaretlerine aldığımız cevaplar bana biraz zorlama geldi.
4. ginny and georgia (season 3) 7/10
georgia'nın seri katil olmasına rağmen kurtulmasını istememe o kadar şaşırıyorum ki kadın izleyiciyi bile manipüle edebiliyo fkdjghskd neyse çok sevdiğim bir karakterin sancılı bir sezon geçirmesi beni o kadar gerdi ki... tam kurtulacak yapacak dediğim anda daha da dibe batması.. tatsızdı. paul'un da allah belasını versin tabii ama en çok nick'in. neyse sonunda shipim joe ve georgia işi pişirdiklerine göre rahat rahat uyuyabilirim. son olarak wolfe karakterini ben çuk sevdim.
5. geleceğe mektuplar 6/10
mini bir dizi ancak bittiğinde sanki bitmemiş gibiydi. hikayenin bazı noktalarının cevapsız ve yarım kalması bazı yapımlara yakışıyor ama ben bu yapımda rahatsız oldum. ama oyunculuklar gayet yerinde...
6. the four seasons 8/10
ben bu tatlı hikâyeyi gerçekten çok sevdim, huzurlu hissettiren yer yer gülümseten güzel bir dizi. ilk sekiz bölümü harikaydı ikinci bir sezon gelecek diye duyumlar var, gelirse tadından yenmez.
okunanlar
1. efsane- marie lu 7/10
harika seriye mükemmel bir başlangıç. teenage türü bir kitap olmasından ötürü yer yer gülümsetip ne diyo ya dedirtse de lisede okusaydım tapacağım bir seri olacağına eminim. filmini kesinlikle izlemek isterdim. day ve june ile tanışmak güzeldi.
ilk kitaba göre biraz daha başarısız buldum özellikle hikayenin gidişatını çok daha büyük umutlarla başlamıştık. elbette hikaye tahmin edilebilir bir hikaye olarak gidiyor ama yer yer hala daha şaşırtmaya devam ediyor bunu sevdim. yazarın dili bazen gıcık geliyor ama hikaye özellikle iki karakterin ağzından farklı şekillerde okuduğumuz hikayede day ve junela kurduğumuz bağ bunu göz ardı edebilmeye yardımcı oluyor.
3. şampiyon- marie lu 6/10
bana ilk kitabın vadettiklerini veremedi belli başlı klişeleri var elbette ama bu son kitapla birlikte seriye bir bütün gözüyle yorum yapacağım. tatmin edici bir son ilk kitapta söyylediğim gibi kesinlikle film olarak izlemek isterim. biraz uçarı yanları var elbette ama bu distopya kitabı değil mi zaten?? uçarı olmasaydı problem olurdu diye düşünüyorum. neyse yine de day ve june ile tanıştığım için memnunum, hoşça kalın arkadaşlar umarım bir gün beyaz perde de izlerim sizi.
4. mino'nun siyah gülü- hüsnü arkan 8/10
bir kutu kitap sayesinde okuduğum ilk kitap... beklentimin o kadar üzerinde çıktı ki... üstelik adını bir yazar olarak duymadığım hüsnü arkan tarafından yazılmış.. belki de benim ayıbımdır? neyse nitekim arkan sayesinde türk yazarlara biraz daha şans vermem gerektiğini hissediyorum. anlattığı hikaye, karakterlerin anlattıkları hikayeler ve bütün gerçekten içime işledi. ben çok sevdim. (kitaptan alıntılar için)
5. beyazlık- jon fosse 7/10
yine bir kutu kitap sayesinde tanıştığım bu 2023 nobel edebiyat ödüllü kitabı okumaya başladığımda sanki nefesimi tutmuştum da kitap bitince vermişim gibi hissettim. karman çorman bir zihinle karşı karşıyaydım kitapta, kendi zihnimi susturmayı başarmak çok zor oldu ama kitabı okumak da bi o kadar kolay...
6. bir kol hikâyesi- ricardo sumalavia 6/10
yine bir kutu kitap kitaplarından biri... isme bakınca ne bekleyeceğini bilemiyor insan ama gerçekten bir kol hikayesi okuyunca şaşırıyor kdfgs kitapta rahatsız olduğum tek şey yarım sayfaların çokluğuydu... yazık günah kağıt israfı hocam 40 sayfaya sığardı bu kitap.
7. ölümsüzler- chloe benjamin 7/10
temmuz ayını böyle iyi bir kurguya ve fikre sahip bir kitapla bitirmek gerçekten çok güzeldi. ölüm tarihimizi öğrenebilseydik napardık? kitap aslında 4 kardeşin ölüm tarihlerini öğrenmeleriyle birlikte nasıl hayatlar yaşamış bize onu gösteriyor. her kardeşin hikâyesine onların penceresinden bakıyoruz, yaşamlarının önemli noktalarını birlikte yaşıyoruz ve ölüyoruz. benim bu hikâyeye isteyebileceğim tek şey kâhin kadın ağzından da kısa da olsa onu tanıyacağımız, hikâyesini öğrenebileceğimiz bir bölüm... hikayenin eksiği değil kesinlikle bu. dört kardeşi dibine kadar yaşatıyor yazar bize... filmi çekilirse umarım senaristler bu detayı bize vermeye karar verirler ve kâhin kadının da hikâyesini görmüş oluruz. bu arada filmi kesinlikle çekilmeli kitabın, okurken sürekli ama sürekli kafamda beyaz perdede oynattım durdum kitabı ve üstelik bir solukta bitti diyebileceğim türden.
gümrah
%20%5B2765%20%204096%5D.jpeg)
.jpeg)


.jpeg)

,%20Poster%20design%20by%20P+A.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)


.jpeg)
%20-%20I%20spend%20years%20looking%20for%20you_.jpeg)
.jpeg)
%20%5B883%20x%201378%5D.jpeg)
.jpeg)


.jpeg)









