hafıza mağduru*, dûzahî**, beyhûde***, mültefit****, meftûn*****!
*didem madak, ağrı şiirinden; “…ben de icabında bir hafıza mağduruyum…”
**farsça sıfat ve isim olan bu kelime, cehenneme ait olan manasına gelmekte… şimdilerde hangi şiirde denk geldiğimi hatırlayamıyor olsam da anlamını öğrendiğimde bir cehennemin en alt katında hissediyordum kendimi… cehheneme ait ancak herhangi bir cehenneme değil, “kafamdaki kendi cehennemime…” kafamdaki dûzahî!
***farsça bir sıfat olan bu kelimenin asıl formu farsça olumsuzluk bildiren ‘bī-‘ eki ile fayda manasına gelen ‘hūde’ kelimesinin bir araya gelmesiyle “bī-hūde” şeklinde olsa da zamanla “beyhûde” şekline bürünmüştür. tıpkı bu terim bilgilerinin sizin için anlamı gibi manası “boş, faydasız, gereksiz” olan bu kelime, yüreğime dünya dertlerinin hepsinin çok da gerekli olmadığını ve tüm kaygılarımın boş olduğunu fark etmemle birlikte hayatıma şak diye girmiş bulunmakta ve unutmamak adına bio’mda her daim bulunacaktır.
****arapça bir sıfat olan bu kelimenin aslı ise ‘iltifat’tan gelmektedir. benim için çok özel bir anısı olan bu kelimenin çok daha sonrasında bu anı sayesinde kendimi gerçekten de kelimenin manasında olduğu gibi “iltifat etmeyi, ilgi vermeyi ve dikkate almayı” sevdiğim için ve o tatlı anıyı hiçbir zaman unutmamak için bio’ma yapıştırdım.
*****arapça bir sıfat olan bu kelime ise “şaşmak, saptırmak, sınamak” anlamlarına gelen “fitne” kelimesinden gelmiştir, “meftun..” tam da her tarafa kendimi izah etmeye çalıştığım kelime, fitnesini de içinde barındırmakta olan şaşmış bir aşık… bio’ma yapışıp kalacak.
13822, 2241- gümrah.
