80'li yıllarda en iyi film oscarını almaya hak kazanan filmler
I. ordinary people, 1980

iki ingiliz atletin olimpiyat maceralarına tanık oluyoruz. biyografik bir hikaye, hikayenin işleyişinin yavaşlık beni bi'tık rahatsız etti ancak genelde uzun soluklu filmler izlemediğim için olabilir. hikaye güzel zaten gerçek bir başarı öyküsüne dayanan bir hikaye ne kadar kötü olabilirdi ki? sadece 81 yılının diğer aday filmlerini de mercek altına almak gerek, bence başka hak edenler olmuştur 81 oscarını...
III. gandhi, 1982
Gandhi.. tarih bilgisi olan herkesin az çok bildiği bir hikaye aslında bu bu sebeple çok da söze gerek yok. ancak dönemin şartlarına tanık olarak izlemek çok farklıydı.. iki yıl üst üste biyografik film kazanması ilginç geldi ama bence bu film kesinlikle hak ediyor. ayrıca bu filmden sonra Gandhi ve felsefesine saygı duyan birçok insan olduğuna eminim, çok güzel işlemişler.
IV. terms of endearment, 1983
üç tane drama dolu filmin üzerine şöyle esaslı bi' dönem komedisi ne iyi gelir he şimdi diyip açtığım bu film gözyaşlarımı sonuna kadar hak ediyor. keşke beni kandırmasaydı bu kadar komik başlayıp bu kadar üzücü bitmesini asla istemezdim. bu kadar hayatın içinden olmasını da ayrıca sevdim.
V. amadeus, 1984
mozart... izlemeden ve bilmeden ne kadar da farklı şekillendirmişim zihnimde. yaptığı işlere ve kişiliğine baktığımızda ne çok farklılık mevcutmuş. bazen de görünen köy kılavuz istermiş gerçekten yine biyografik bir filme ödül vermişler derken aslında bi' hayli de kurgu olduğunu öğrendim. yine de gerçekten bir müzik şöleni bu film. mozartı tanımak için izlenebilir bi film. ben izlerken oldukça zevk aldım.
VI. out of afrıca, 1985
film boyunca hiçbir şey olmadığına ve birçok şey olduğuna o kadar eminim ki... yine gerçek hikayeye dayanan bir yapım olmasını bir kenara itiyorum ve mükemmel afrika manzaraları için bile izlenir diyorum, içine koydukları hikaye de cabası. Isak Dinesen (karen blixen)'in hatırlarına dayanan bir yapım. izlerken gerçek bir hikaye olduğunu hatırlayınca insana ben yaşamıyor muyum ya? hissi yaşatır.
VII. platoon, 1986
savaş tecrübesi olmayan (zengin bebesi) bir askerle birlikte yol aldığımız bu yapımda savaşın iğrençliklerini dibimize kadar hissediyoruz. öyle ki savaş suçlarını izlerken insanın içi sızlıyor diyebiliriz. neden savaş kötü bir şeydir? sorusuna cevap vermek yerine izletilebilir bir film.
VIII. the last emperor, 1987
yani neymiş bu son imparator diye düşünürken gerçekten şoke oldum. imparatorsun ama hapissin de aynı zamanda. sana öğretilenlerin dışında bir şeyler öğrenmen yasak, bisiklete binmen bile yasak. elbette bunca yasakla ve kısıtlamayla büyüyen bir güç zehirlenmesi yaşayan (çünkü herkes ona hem tapmış hem de acımış, kimse sadece acınacak halde olduğunu söylememiş)bir insanın büyük bir kıyıma ve insanlık suçuna imza atacak hamleler yapıp savaş suçlusu olması o kadar olağan geldi ki bana... hapishanedeki ayakkabısını kendi bağlamadığı sahne dışında kızamadım bile, yazık... neyse bu arada yine BİYOGRAFİK bir film izledik 80'lerin en iyi film oscarına sahip filmlerinde... 5 mi oldu bu? E YUH YARISI
IX. rain man, 1988
dustin hoffman'ın gerçekten döktürdüğü ama tom cruise abimize hissedilen tiksintiden dolayı sinir krizlerine girdiğim bir film. yani başı sonu saçma ne diye oscar aldı bilemiyorum. tamam hoffman gerçekten hak etmiş ver ona gitsin bi daha ne diye en iyi film oscarını da veriyosun ki??? filmi götüren herife özel olarak bi ödül vermişsin zaten. SAÇMALIK bence 80'li yıllarda bu ödülü en en en en hak etmeyen yapım bu olmuş.
X. driving miss daisy, 1989
.jpeg)







