bakışıyoruz. aramızda yaklaşık altmış yıl ve onun yirmi beş yaşında hatırladığı, benimse birkaç ay önce seksen iki yaşında uğurladığım bir adam var. ve birbirimize her şeyi söyleyebileceğimiz bir dilimiz yok.(hüznün fiziği, 2016:37)
her yıl 1,6 milyar inek, koyun, domuz ve 22,5 milyar kuş insanlar tarafından yenmek üzere katlediliyor. biz, hayvanlar için cehennemiz, hayvanların kıyamet günüyüz. (hüznün fiziği, 2016:155)
eğer her şey sonsuza dek devam etseydi, hiçbir şeyin değeri olmazdı. gaustin. (hüznün fiziği, 2016:163)
çizgiyi çekecek olursak, canlı olan hiçbir şeyin koleksiyonculuğa yaramadığı ortaya çıkıyor. son kullanma tarihi sürekli sona eren bir dünya. kalıcı olmayan, buruşan, çürüyen, bozulan (ve de bu yüzden) muhteşem bir dünya. (hüznün fiziği, 2016:167)
kızımın ilk adımları, kral pengueni gibi sendeliyor. sanki ayda yürüyor. havaya tutunmak için ellerini uzatıyor. kendini öyle kaptırmış ki, öyle gülümsüyor ki kendi kendine, öyle narin ki. ona bakıldığında, düşüyor. (hüznün fiziği, 2016:171)
şu lanet edebiyat da biraz işe yarasın yahu. (hüznün fiziği, 2016:184)
unutmuş olduğumuz insanlardan kaçamayız. (hüznün fiziği, 2016:196)
yaşlılıktan söz etmiyorum. ilk işaretlerinden söz ediyorum. geceden değil, karanlığın basmaya başlamasından. onun karşı konulmaz hücumlarından ve ilk düşen kalelerden. (hüznün fiziği, 2016:236)
büyüyemeden önce yaşlandık... (35 yaşında) [gümrah, 27]. (hüznün fiziği, 2016:240)
karanlık o kadar yoğun ki zaman kaybolmuş. sadece karanlıkta zaman olmaz. (hüznün fiziği, 2016:252)
henüz ölmedim. yakında çıkacağım. eksi üç aylığım. rahim içindeki bu eksi zamanın nasıl ölçüldüğünü bilmiyorum. burası karanlık ve rahat, hareket eden bir şeye bağlıyım. üç ay sonra diğer tarafa geçeceğim. bazıları bu ölüme doğum diyor. (hüznün fiziği, 2016:261)
hayatın her saniyesinde upuzun bir ağlayan insan kervanı, bir de daha küçük bir gülen insan kervanı var. ama üçüncü bir kervan daha var -artık ağlamayanların ve gülmeyenlerin- ki. üçü arasında en hüzünlü olan da o. (doğal roman, 2018:9)kıyamet belirli bir ülkede de kopabilir. (doğal roman, 2018:11)
tüm mutlu aileler birbirine benzer, tüm mutsuz aileler ise kendince mutsuzdur. oblonskilerin evinde her şey altüst olmuştu. (doğal roman, 2018:21)
tuvalet kasvetli bir yerdir birader, bir çukurdur! (doğal roman, 2018:24)
öyle bir şey. ve bu kişisel bir tören, insanın kendisi için yaptığı bir tören. başka biri için değil çünkü burada seni gören yok. tanrının bile boynunu uzatıp tuvaletlere baktığını sanmıyorum. o yüzden size söylüyorum, tuvalet kasvetli bir yerdir. (doğal roman, 2018:26)
her geçen gün karın gözlerinin önünde anneye dönüşüyor, sense çocuğun babası olamıyorsun. (doğal roman, 2018:37)
sanki o dört yıl boyunca küçük odamıza tıktığımız her şey şimdi özgürlüğüne kavuşuyordu. (doğal roman, 2018:43)
unutan bir tanrı, alzheimerlı bir tanrı bizi tüm sorumluluklardan kurtarırdı. hafıza yok - suç yok. (zaman sığınağı, 2022:66)çocukken bıraktığımız yeri uzun bir aradan sonra asla ziyaret etmeyin, asla. değiştirilmiştir, zamandan arındırılmıştır, terk edilmiştir, hayalet gibidir. orada hiçbir şey. yoktur. (zaman sığınağı, 2022:143)
televizyon ambulanstan çabuk davranmıştı. (zaman sığınağı, 2022:177)
ortak geçmişini paylaştığın kişiler gittiğinde, yanlarına geçmişin yarısını da alırlar. aslında tümünü, çünkü yarım geçmiş yoktur. (zaman sığınağı, 2022:195)
geçmiş sadece dört elle, en az dört elle çalınır. (zaman sığınağı, 2022:196)
ve geriye dönüp baktıklarında geleceklerini gördüler... (zaman sığınağı, 2022:204)
***
dün
bir şiir
beni aceleyle yazıverdi
birkaç kelimenin
üzerini çizdi
son üzerinde biraz düşündü
ve beni yüksek sesle okudu
pek hoşuna gitmedim
hatta hiç hoşuna gitmedim
şimdi
sepetin dibinde
bedenimi topluyorum
ve acıyor yırtık kelimelerim. (yokluğun haritaları, 2025:101)
yokluğun haritacılığı
-beni olmadığım yerlerde arayın- *gaustin, genç dönem mektupları
...
tanrı'nın şehrinde de yokum,
kendiminkinde de...
tıklım tıklım
yokluklarla
dolu bir dünya. (yokluğun haritaları, 2025:126)
reddetmenin savunması
-dileyin, size verilecektir.- *matta7:7
dileme
böylece reddedilmezsin.
kapıyı çalmazsan,
içerden girme sesi duymazsın
hiçbir şey dilemiyorum bu yüzden
bana hiçbir şey verilmedi,
benden hiçbir şey esirgenmedi. (yokluğun haritaları, 2025:136)
babam bahçıvandı. şimdi bir bahçe (bahçıvan ve ölüm, 2025:11)ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? yoksa yokluğun kendisinden mi? o denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor. (bahçıvan ve ölüm, 2025:17)
bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi? (bahçıvan ve ölüm, 2025:17)
ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? hayattan, tabii ki, onun o büyüleyici geçiciliğinden. (bahçıvan ve ölüm, 2025:17)
bir süreliğine yalnız kalmak ve çocuk gibi ağlamak istiyordum. ama ağlayabileceğim bir yer yoktu. (bahçıvan ve ölüm, 2025:20)
çocuklar ağlıyorsa korkacak bir şey yoktur, ama yetişkinler ağlıyorsa - o zaman vardır. ya aynı anda hem çocuk hem yetişkinsen ve babanın ölmekte olduğunu daha yeni öğrenmişsen... buz gibi soğuk ama güneşli bir gündü, (bahçıvan ve ölüm, 2025:20)
kıyamet herkes için aynı anda kopmaz. hepsinin babaları hayatta, diye düşündüm. ve düşüncenin kendisinden ürktüm. benimki de hayattaydı. (bahçıvan ve ölüm, 2025:20)
bulutların üzerinde bulut olmaz, bulutların üzerinde bulut olmaz, tıpkı ölümümüzden sonra ölüm olmadığı gibi... (bahçıvan ve ölüm, 2025:27)
keder kemikleri gerçekten kırılganlaştırır. (bahçıvan ve ölüm, 2025:47)
bu dünyadan ayrılmak üzere olanlar neden hâlâ onun haberlerini takip eder ki? zaten yokuş aşağı sürüklenen bir dünyadan ayrılıyorum, dolayısıyla neden üzüleyim ki, (bahçıvan ve ölüm, 2025:60)
içimden ağlamak geliyor. en azından burada beni kimse tanımıyor. (bahçıvan ve ölüm, 2025:66)
onca kelime yazdıktan sonra geriye neyin kalacağını nasıl seçersin? (bahçıvan ve ölüm, 2025:66)
don't be afraid. korkacak bir şey yok... (bahçıvan ve ölüm, 2025:67)
babam aramızdan ayrılırken dünya, tabii ki, bundan habersiz ve bizim kişisel trajedilerimizle ilgilenmiyor, hayat devam ediyor... (bahçıvan ve ölüm, 2025:75)
babam öldü ve babam ölüyor tümüyle farklı iki cümle. ilki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi - bir roman. umut ve çaresizliğin birbirini besleyip alevlendirdiği uzun bir hikâye. birinin oksijeni daima diğerinin ateşini harlar. (bahçıvan ve ölüm, 2025:79)
sabahları kapıyı açmak en ürkütücü işti, onu sağ bulup bulmayacağımı bilmiyordum. (bahçıvan ve ölüm, 2025:80)
bir anlamda evet, durumu stabil, ölümden daha stabil bir durum yok. (bahçıvan ve ölüm, 2025:106)
o dönemin mantığına göre çocuk, henüz büyümemiş, küçük bir yetişkindir sadece. (bahçıvan ve ölüm, 2025:145)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)
.jpg)