Ana içeriğe atla

pişmanlık ve çileler- sezai karakoç



rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür
bir odun parçası aydınlatır ocağı
annesi ateşin içinde hür
rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür

yağmurlar sırtlarıyla sırtım arsındadır
şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın
kalbimi bin parçaya böldü divane sır
sesi geliyor sesi, günahkar çocuklarım
şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır

benim boyum ufak onun da ufaktı
kıvırcık saçlarından öpmediğim için onu
onun bu ocakta yanan toprağı
her gece rüyamda avuçlarımı yaktı
benim boyum ufak onun da ufaktı
benim gözlerim yeşildir onun kara
ben günah kadar beyazım o tevbe kadar kara

annesinin başı elleri arasında
parmağında aydınlık günlerde kalma yüzük
bir fotoğraf asılıdır duvarda
aynaya, geceye, maziye dönük
annesinin başı elleri o

bir tüfeğin burnu havadadır
ateş almak üzeredir mermisiz
ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım
siz beni ne anlarsınız... siz...
bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz

bir saman çöpüne tutunmuş kızların
eteğini ben çektim
neyleyim göğsümü karacadağ/'ın sert rüzgarı doldurmuş
annemden ben ilk sütü gevye/'de içtim
ankara/'ya çataldağ/'a bir zindandan gül vurmuş
az kalsın ben ölecektim
bir saman çöpüne tutunmuş kızların

kediler halıları parçalıyor
kırmızı bir ışık düşüyor yere
annemin dizinde derman yok
hükmedemiyor insan ruhuna ateş
rüzgar hükmedemiyor incecik perdelere
kediler halıları parçalıyor
ateşte sarı gül açan saksılar
kızarmış bir ekmek gibi duruyor

kulağıma garip sesler geliyor
kuş yumurtasından çıkan insanlar
ahırda bi ata eyer oluyor
kulağıma garip sesler geliyor

ben bir şarkı bir türküyüm
ben meryem'in yanağındaki tüyüm
beni bir azizin nefesi uçurur 
kalbimde allah'ın elleri durur
cici ayaklarım ilikli bağlı
ben onun sılası kendimin gurbetindeyim

ben azizin hasreti
ben meryem'in yanağındaki tüyüm
benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara
ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara

ocak sönüyor ateş kül oluyor
annesinin saçları beyaz
annesi saçlarını yoluyor
ateşin içinde gül açılmış
servi büyür, ardıç büyük, çocuk büyür
annesi ruhunda ruhuma eğilir

sineklerin kanadını ısıtan
bir güneş toprağı yarıp çıkacak
kadınlar sansa da yaşadığını
şarkısız kaldıkça yaşayamayacak
kadınları sarkılır, akrepler aydınlatır
kadınları sarkılır, zahirlar aydınlatır

artık ben gideceğim ata eyer vuruyorlar
hatıralarımı birer birer yakacağım 
entarimi parça parça edip 
zehirli kirpilere bırakacağım
beyaz bir kayanın üstüne çıkıp
göğsüme siyah bir gül takacağım
batan güneşe doğru kurşunlar sıkıp
kendimi boşluğa bırakacağım

ayaklarımın altından geçiyor bir deniz
ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım
siz beni ne anlarsınız... siz...
artık ben gideceğim atım kişniyor 
bir bebek mum istiyor, bir ölü şarkı istiyor

ayaklarımın altından geçiyor bir deniz bir deniz
beni onun gözleri çağırıyor duramam, duramam
benim gözlerim yeşildir ah... onun gözleri kara
ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara

*sezai karakoç, pişmanlık ve çileler